Dün akşam sadece Türkiye-Belçika milli maçı oynanmadı; aynı zamanda 15 milyon yıl önce olduğu hesaplanan, adına da “Big-Bang-Büyük Patlama” denen ve milyonlarca güneş sistemiyle uydularından oluşacak sayısı meçhul galaksilerin doğmasını gerçekleştiren olayın, -insan boyutunda- minicik bir deneyine başlandı. * * * İsviçre-Fransa sınırında bulunan Jura Dağı’nın 50-175 metre derinliklerindeki bir tünelde, “Kozmos”un nasıl ortaya çıktığı deneyi, 14 yıllık bir hazırlıktan sonra “sonuç alma” günlerine geldi. * * * Canlı-cansız tüm varlıkların; “elektron, nötron, proton” gibi değişik enerji çekirdeklerinin oluşturduğu atomlarla; atomların oluşturduğu moleküllerin ve onların da oluşturduğu değişik kimyasal denklem biçimlenmelerinden ortaya çıktığı; “Kozmos”un nasıl doğmuş olduğu deneyiyle de kanıtlanırsa... * * * Bu arada gizli bir enerji çekirdeğinin daha, saptanıp saptanamayacağı da tartışıla dursun... Dün gece Göztepe’de elektrikler kesilmeye başladı ve sabah saat 5’teki kesinti de 1 saat sürdü. * * * Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü, “Kozmos”un doğuşunu; laboratuvar boyutunda da olsa, gerçekleştirebildiği an... Kutsal kitapların anlatımları da; ister istemez bir kez daha bir kuşku depremiyle karşılaşacak... * * * Dün sabah saat 5’te ortalık zifiri karanlıktı Göztepe’de... Ne kahve pişirme olanağı vardı, ne çay demleme olanağı. Ve bendeniz “Kozmos”un sırrını düşünmüyor, elektrik kesintisinin ne kadar süreceğini düşünüyordum. * * * Birden aklıma 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarının o gece ne yaptıkları geldi. Çünkü o tarihlerde Samsun’da da elektrik yoktu. Acaba gaz lambası altında mı, yoksa mum ışığında mı oturmuşlardı? Belki de geldikleri Bandırma vapurunda geçirmeyi yeğlemişlerdi geceleri... * * * Bendenizin herhangi bir bilgim yoktu bu konuda. İstanbul’da bıraktıkları ailelerinin de, o günlerde nerelerde ve hangi düzeylerde yaşadıkları hiç kurcalanmamıştı. * * * “Big Bang”ın sırrı dahi çözüm aşamasına geldiği halde; biz kendi yakın tarihimizin insancıl boyutlarını bile pek merak etmemiştik. Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Bandırma vapuruna binenlerden Miralay Refet Bey’in ailesi, ne yemiş ne içmiş, nasıl yaşamıştı? * * * Acaba Göztepe’de saat 5’te elektriklerin bir daha kesilmiş olması; yüz yıllardan bu yana birikip gitmiş bir “meraksızlığın” taze bir sonucu muydu? * * * Gerçi geçen yüzyılın başında, ABD’de de elektrikler kesiliyor olmalıydı ki, bir yığın iğneli fıkra vardı bu konuda. Örneğin, idam cezasının “elektrikli sandalye”de infaz edildiği, New York’un ünlü cezaevi Sing Sing’e bir sabah müfettişler gelmişti ve o gün bir idam cezası gerçekleştiriliyordu. * * * Ne var ki bağırmalar çağırmalar bir hayli uzamıştı. Müfettişler: - Ne oluyor yahu, “elektrikli sandalye”deki infaz, bu kadar uzun sürmez, demeye başlamışlardı. * * * Cezaevi müdürü, müfettişlere: - Maalesef, demişti; infaz sırasında elektrikler kesildi. İdam kararını mumlarla uygulamaya çalışıyoruz. * * * Neyse elektrikler saat 6’da geldi. Hava da ağır aksak aydınlanmaya başlamıştı. Prof. Dr. Eser Karakaş’ın, bizim Mehmet Altan’a söylediği bir İrlanda atasözüne takıldı bu kez aklım: - Her şeyin fiyatını bilir, değerini bilmez. * * * İstanbul’da da fiyatı bilinmeyen şey yoktu. uraya, yahut buraya seçilmenin dahi fiyatları olduğundan söz ediliyordu. Ama başta İstanbul, değer hiç bilinmiyordu. * * * imdiye dek 14 yıllık hazırlıklar için 8 milyar dolar harcanmış olan “Big Bang” denemesi, 45 gün kadar sürecek ve bakalım sonuç ne olacak? * * * Ola ki birden “konjonktür” değişir ve fiyatı bilinip değeri bilinmeyen “hayat”ın da değeri, anlaşılmaya başlar; tabii o zaman kesilmez olur elektrikler de... Kaynak